
Türk siyasetinin en dikkat çekici paradokslarından biri şudur: İktidar yıprandıkça muhalefetin güçlenmesi beklenir. Ancak Türkiye‘de uzun yıllardır yaşanan tablo, bu siyasi kuralın her zaman işlemediğini gösteriyor. Bunun en önemli örneği de Cumhuriyet Halk Partisi’nin bitmek bilmeyen iç hesaplaşmalarıdır.
Bugün CHP yine kendi gündemiyle meşgul. Kurultay tartışmaları, mutlak butlan iddiaları, eski ve yeni yönetimler arasındaki gerilimler, sosyal medyada yürütülen karşılıklı suçlamalar ve parti içi hizipleşmeler, kamuoyunun dikkatini yeniden CHP’nin içine çevirmiş durumda.
Aslında yaşananlar yeni değil.
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında yaşanan fikir ayrılıklarının farklı versiyonları CHP tarihinde defalarca görüldü. Dün Ecevit ile İnönü arasında yaşanan gerilimler, daha sonra Baykal dönemindeki tartışmalar, ardından Kılıçdaroğlu dönemindeki iç mücadeleler… İsimler değişti, aktörler değişti; fakat CHP’nin kendi içinde verdiği mücadele hiç değişmedi.
Bu durumun temel nedeni, partinin uzun yıllardır çözmekte zorlandığı kimlik meselesidir.
Bir tarafta devletçi ve ulusalcı gelenek, diğer tarafta sosyal demokrat çizgi, bir başka tarafta liberal eğilimler ve kimlik siyasetine dayalı yaklaşımlar aynı çatı altında var olmaya çalışıyor. Bu çeşitlilik teoride zenginlik olarak görülebilir. Ancak ortak bir siyasi hikâyeye dönüştürülemediğinde, sürekli iç çatışma üreten bir yapıya dönüşüyor.
Son günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun kullandığı “FETÖ yöntemleri”, “itibar suikastı” ve “linç kampanyası” ifadeleri de bu çatlağın ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun sözleri, doğrudan bir örgütsel suçlama olmaktan ziyade, kendisine karşı yürütülen siyasi mücadeleyi geçmişteki bazı itibarsızlaştırma yöntemlerine benzettiğini ortaya koyuyor.
Ancak tartışmanın daha dikkat çekici tarafı başka bir noktada ortaya çıkıyor.
Bir siyasetçiyi sırf farklı düşündüğü veya siyasi mücadele verdiği için “hain” ilan etmek, demokratik kültür açısından son derece tehlikelidir. Siyasi rakiplik ile ihanet arasındaki çizgi silinmeye başladığında, sağlıklı siyaset zemini de ortadan kalkar. Demokrasi, farklı görüşlerin bir arada yaşamasını gerektirir; farklı düşünenleri düşmanlaştırmayı değil.
Öte yandan CHP’nin son yerel seçimlerde elde ettiği başarıyı görmezden gelmek de mümkün değildir.
Türkiye’nin birçok büyükşehrinde elde edilen sonuçlar, seçmenin CHP’ye önemli bir fırsat verdiğini göstermiştir. İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra Bursa, Balıkesir, Denizli, Manisa ve Adıyaman gibi şehirlerde alınan sonuçlar, seçmenin değişim talebinin önemli işaretleri olmuştur.
Bu başarıda Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi isimlerin yerel performanslarının yanı sıra, Özgür Özel’in daha yumuşak ve kapsayıcı siyaset dilinin de etkisi olduğu açıktır.
Ancak burada CHP’nin önündeki en kritik soru durmaktadır:
Yerel seçim başarısı genel iktidarın habercisi olabilir mi?
İşte meselenin düğümlendiği yer tam da burasıdır.
Belediye kazanmak ile ülke yönetimine talip olmak aynı şey değildir. Yerel seçimlerde verilen destek, seçmenin merkezi iktidarı da teslim edeceği anlamına gelmez. Bunun için ekonomik sorunlara, adalet sistemine, eğitim politikalarına, dış politikaya ve toplumsal huzura ilişkin güçlü ve ikna edici bir program ortaya koymak gerekir.
Peki AK Parti’nin yaklaşık çeyrek asırlık iktidarının sırrı nedir?
Bu sorunun tek taraflı bir cevabı yoktur.
Bir yanda AK Parti’nin özellikle ilk dönemlerinde ortaya koyduğu ekonomik istikrar, altyapı yatırımları, sağlık hizmetleri, ulaşım projeleri ve vesayet düzenine karşı yürüttüğü mücadele vardır. Diğer yanda ise uzun yıllar boyunca seçmene güçlü ve güven veren bir alternatif sunmakta zorlanan muhalefet gerçeği bulunmaktadır.
Siyasette iktidarlar sadece kendi başarılarıyla ayakta kalmazlar. Muhalefetin eksiklikleri de iktidarların ömrünü uzatabilir.
Türkiye’de zaman zaman yaşanan tam da budur.
İktidarın hataları konuşulurken, muhalefetin kendi iç kavgaları gündemi değiştirmiş; seçmenin dikkatini alternatif projelerden uzaklaştırmıştır.
Demokrasi güçlü iktidar kadar güçlü muhalefet de ister.
Bu nedenle CHP’nin önündeki asıl mesele rakipleriyle mücadele etmekten önce kendi içindeki bitmeyen hesaplaşmayı sonlandırabilmektir.
Çünkü seçmen artık kurultayları, hizip savaşlarını ve koltuk kavgalarını değil; geçim sıkıntısını, adaleti, eğitimi, işsizliği ve çocuklarının geleceğini konuşmak istiyor.
Ve belki de CHP’nin önündeki en büyük engel, karşısındaki siyasi rakipler değil; yıllardır geride bırakmayı başaramadığı kendi iç gölgeleridir.
Yazar Adem Arslan –
Yorumunuz yarım kaldı, devam etmek için üstteki yoruma, silmek için buraya tıklayın
Kırmızı alanlar eksik veya hatalı girildi. Lütfen bu alanları düzeltip tekrar gönderelim
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
Yorum yazarak Gümüşkoza Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gümüşkoza Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gümüşkoza Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gümüşkoza Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Gümüşkoza Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gümüşkoza Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gümüşkoza Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gümüşkoza Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
A. Arslan – Kalender ve Yiğido kardeşlerim Öncelikle yorumlarınız için teşekkür ederim.
Ben yazımda yaşanan sürecin tamamen CHP'nin iç meselesi olduğunu iddia etmedim. Türkiye'de yargı süreçlerinin siyasetten bağımsız olup olmadığı da elbette tartışılabilir ve birçok kişi sizin dile getirdiğiniz kaygıları paylaşmaktadır.
Ancak benim dikkat çekmeye çalıştığım nokta farklıdır. Eğer dış müdahale veya siyasi mühendislik iddiası varsa bile, bunun etkili olabilmesi için içeride bir zemin bulunması gerekir. CHP'de yıllardır devam eden liderlik tartışmaları, kurultay polemikleri, hizipleşmeler ve bitmeyen iç hesaplaşmalar olmasaydı bugün yaşanan gelişmeler bu kadar etkili olmazdı diye düşünüyorum.
Kılıçdaroğlu'nun 13 yıl seçim kazanamaması ayrı bir tartışmadır. Elbette bunun nedenleri de ayrıca değerlendirilebilir. Fakat bu durum CHP'nin kendi içinde uzun yıllardır çözemediği yapısal sorunların varlığını ortadan kaldırmaz.
Benim bu yazıda temel tezim şudur: İktidarın hamleleri ne olursa olsun, güçlü bir muhalefetin en büyük güvencesi kendi iç bütünlüğüdür. Bu olmaz ise iktidar bunu fırsata çevirir ve uzun yıllar iktidarda kalır.
Bu nedenle meseleye sadece "iktidarın oyunu" ya da sadece "CHP'nin iç sorunu" şeklinde değil, her iki boyutuyla birlikte bakmanın daha sağlıklı olduğunu gündeme getirdim. Burada ben kimseyi ne suçladım ve ne de övdüm bir fotoğraf çekmeye çalıştım hepsi bu kadar. Selamlar.
Mesela Yani – Mesela geçmiş dönemde gümsaş evleri paraları ne oldu. Coin mi alındı borsada mı battı hiç araştırıldı mı. Mesela yani.
Mehmet – Görelim mevla neyler, neylerse o güzel eyler.
Yiğido – Saygı değer hocam yine tabiatınız gereği CHP ye yüklenip eleştirilerinizi kaleme almışsınız, güzel dersin hoş dersinde “ hırsızın hiçmi suçu yok” bu yazınızı bir Avrupa ülkesinde o ülkenin muhalefetine eleştiri olarak kaleme alsaydınız hocam haklı derdim şimdi maalesef olanları görüpte bu yazıyı yazmanız olmadı.
Kalender – şuan yaşananlar chp iç meselesi değil yargı yolu ile iktidarın chpyi bölmek istemesidir lütfen herkes biliyor chp iç meselesi değildir chpye kayyum atayarak bu chp iç meselesidir demek komik kalıyor 13 yıl seçim kazanamayan kılıçdaroğlunu neden iktidar yargı yolu ile getirdi bunu uzun uzun bir düşünün sonra chp hakkında yazı kaleme alın halkı saf yerine koymayın herkes herşeyin farkında merak etmeyin .
Traş – Adamları mahkemeden mahkemeye sürüyorlar Özgür ne yapsın süpermen değil ya. Chp de yolsuzluk oluyorda diğeri piri pak mı? Birazdan halk bunu bir düşünmeli. Hep CHP böyle şöyle diye goy goy yapmak kolay. Sözün özü nasıl yönetilmek istiyorsan öyle yönetilirsin
Yazılan yorumlardan Gümüşkoza Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Sitemizin Topluluk Kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmaz. Yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz.
Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gümüşkoza Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gümüşkoza Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Sitemizde online
Reklam seçeneklerimizi inceleyin
©Copyright 2026 Gümüşkoza Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır – Veri PolitikasıKullanım Şartları +90 (456) 213 39 98
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.